INVESTIGABILIS

Investigating the Ancient Romans and Greeks



El Yazmaları, Metin Eleştirisi ve Edebi Eleştiri

Ne yazık ki elimizdeki hiçbir antik metin, yazarının kendi elinden çıkmış orijinal hali değildir.

Diyelim ki yıl İÖ 54. Roma’nın edebiyat çevreleri Lucretius adında bir şairin şiirleriyle çalkalanıyor. Biz de edebiyata meraklı bir aristokrat olarak bu şiirleri okumak istiyoruz. Ne yaparız?

Eğer şairi şahsen tanıyorsak, şiirin orijinal nüshasını bu işte yetenekli bir köleye kopyalattırabiliriz. Tanımıyorsak, bu işi çoktan yapmış bir arkadaşımızın kopyasını ödünç alıp kendimiz için bir kopya çıkarttırabiliriz. Olmadı bir kitapçıya uğrayıp hazır bir nüsha satın alabiliriz. Bu kopyalar yıllar, hatta yüzyıllar boyunca tekrar tekrar çoğaltılarak elden ele geçecek. Her yeni kopya, bir öncekinden yapılmış başka bir kopyaya dönüşecek.

Bugün elimizde bulunan antik metinlerin büyük çoğunluğu, 9. yüzyıla ait el yazmalarıdır. Bu da şu anlama gelir: elimizdeki metin ile yazarın orijinal metni arasında, bazen bin yılı aşan bir kopyalama zinciri bulunmaktadır.

Kopyacılar (antik metinleri elle çoğaltan yazıcılar) bazen dalgınlıkla sözcükleri ya da harfleri yanlış yazabilir; örneğin, labores (zahmetler) yerine dolores (acılar) yazabilirler. Aynı sözcüğü farkında olmadan iki kez tekrarlayabilir ya da aslında iki kez yazılmış bir sözcüğü yalnızca bir kez yazarak atlayabilirler. Daha da vahimi, kopyacılar ya da ortaçağ okurları, kalemi ellerine alıp beğenmedikleri sözcük veya dizeleri metinden çıkarabilir ya da hoşlarına giden yeni ifadeler ekleyebilirler. Peki, böylesine uzun ve belirsiz bir aktarım sürecinden geçmiş bir metin, yazarının kaleme aldığı orijinal metne ne ölçüde benzemektedir?

Klasik Dönem Çalışmaları’nın en önemli alt disiplinlerinden biri olan metin eleştirisi ya da bazılarının deyimiyle yüksek filoloji, işte bu bu tür hataları belirleyip eseri mümkün olan en özgün biçimiyle sunmayı amaçlar. Metinde yazarın söylemediği bir ifade yer alıyorsa, bu metne dayanan tüm okumalarımız, çıkarımlarımız ve karmaşık teorilerimiz geçersiz hale gelebilir. Bu nedenle Klasik Dönem Çalışmaları’nın yükseldiği temellerden biri metin eleştirisidir.

Antik metinlerde kopyalama sırasında oluşan hatalar binlerce yıldır bilinmektedir; hatta daha antik çağlarda bile metinlerin orijinal hâlini araştırmaya yönelik çabalar görülür. Örneğin İS 2. yüzyılda yaşayan Aulus Gellius’tan1 öğrendiğimize göre Vergilius’un Georgica adlı eserinde şu dize yer almaktadır:2

“Ve (su) tadanların zavallı ağızlarını acı bir hisle buracak.”
et ora tristia temptantum sensu torquebit amaro

Gellius’un zamanında bilinen bütün Georgica kopyalarında dize bu şekilde geçmektedir. Ancak arkadaşı Iulius Hyginus, Vergilius’un evinde Georgica’nın orijinal el yazmasını görüp okuduğunu ve dizenin aslında şöyle yazıldığını aktarır:

“Ve acı his tadanların zavallı ağızlarını buracak.”
et ora tristia temptantum sensus torquebit amaror

İlk hal daha doğal görünmektedir. Dönemin okumuş yazmış insanları da Hyginus’un “orijinal” dediği bu versiyonu garip bulmuşlardır. Ancak Gellius’un bir başka arkadaşı, bu kullanımın Vergilius’un çok saygı duyduğu şair Lucretius’ta da yer aldığını belirtmiştir. Yani Vergilius, hayranı olduğu şairi taklit ederek bilinçli olarak böyle yazmıştır. Ne var ki, kopyacılar bu ifadeyi bir hata sanmış ve Vergilius’un dizelerini “düzeltmişlerdir”!

Yukarıdaki örneğin de gösterdiği gibi, antik bir metnin müdahalelerle dolu yaşamı, daha yazarının elinden çıktığı anda başlar. Supra yerine surpa gibi ufak tefek harf hataları binyıllardır fark edilip düzeltilmektedir. Örneğin yalnızca Catullus, Propertius ve Tacitus’un ilk altı kitabı için yapılmış ve tartışmasız kabul edilen bine yakın bu tarz düzeltme vardır. Ancak yazım hatası olmayan, metnin akışında doğrudan bir gariplik yaratmayan farklı el yazmalarındaki okumalar arasında hangisinin yazara ait olduğunu saptamak çok daha zordur. Örneğin bir el yazmasında fiil geniş zamanda (producit), diğerinde gelecek zamanda (producet) olabilir, biri olumlu diğeri olumsuz (non producit) olabilir, iyelik sıfatı birinde senin (tuus) diğerinde benim (meus) olabilir ya da el yazmasının birinde vicdanın gücüyle (religionis vim) diğerinde lejyonun gücüyle (legionis vim) yazıyor olabilir. Bunun gibi daha karmaşık sorunlar, çok daha dikkatli ve sistemli yaklaşımlar gerektirir.

Metin eleştirisinin çok erken dönemlerden beri uygulandığını belirtmiştik. Ancak bu disiplinin bilimsel bir yöntem kazanması 19. yüzyıla denk gelir. Karl Lachmann adında genç bir filolog, Lucretius’un eserine ait bütün el yazmalarını bir araya getirmiş; bu el yazmalarındaki benzerlikler ve farklılıklardan yola çıkarak bir soyağacı çıkartmıştır. Yani hangi el yazmasının hangisinin kopyası olabileceğine dair bir şablon (stemma) oluşturmuştur. Bu yöntemin ne anlama geldiğini daha somut biçimde görebilmek için, Lucretius’un el yazmaları üzerine çalışan Konrad Müller’in oldukça sade bir soyağacı şemasına göz atalım.

Görsel 1: Konrad Müller tarafından 1973 yılında önerilen Lucretius’un İtalyan el yazmalarının soy ağacı (stemması)

Görsel 1’de yer alan şema, Konrad Müller’in 1973 yılında oluşturduğu ve Lucretius’un De Rerum Natura adlı eserine ait İtalyan el yazmalarının soyağacını (stemma) göstermektedir. Bu tür şemalar, farklı el yazmaları arasındaki benzerlik ve farklardan yola çıkarak, hangi nüshaların birbirinden türemiş olabileceğini modellemeye çalışır.

En üstte yer alan π (pi harfi), elimizdeki tüm el yazmalarının ortak atası olarak kabul edilen, ancak artık kayıp durumda olan varsayımsal bir el yazmasını temsil eder. Onun altındaki ξ (ksi) ve φ (fi) gibi semboller ise, belli gruplar hâlinde birbirine benzeyen el yazmalarının türediği ara kaynakları gösterir.

Büyük Latin harfleriyle adlandırılan el yazmaları, günümüze ulaşmış olan fiziksel nüshalardır. Bu yazmalar arasında aynı metinsel farkları paylaşanlar, genellikle ortak bir kaynaktan çoğaltılmış kabul edilir. Örneğin A, B, L ve P el yazmalarında aynı sözcük ya da ifade yer alırken, bu öğe F ve C yazmalarında yoksa, ABLP’nin ortak bir kaynaktan türediği ve bu kaynağın ξ sembolüyle gösterilen ara kaynak olduğu düşünülür.

Bu tür soyağacı şemaları, hangi el yazmasının daha güvenilir olabileceğini, hangisinin daha çok hata içerebileceğini veya hangi grubun hangi geleneğe ait olduğunu anlamamıza yardımcı olur. Böylece editör, metnin en eski ve doğru biçimini yeniden kurmaya çalışırken, yalnızca tek bir yazmaya değil, bütün geleneğe sistemli biçimde bakabilir.

Bu tür soyağacı çıkarımına dayalı yaklaşımın ilk sistemli uygulayıcısı olan Lachmann’ın çalışmaları büyük övgüyle karşılandı; kendisine “eleştirinin Prometheus’u” denildi. Uyguladığı yöntem, kısa sürede metin eleştirisinin temel dayanaklarından biri haline geldi ve bugün onun adıyla anılıyor: Lachmann metodu. Bu yöntem aynı zamanda stemmatic method, genealogical analysis ya da common error method olarak da bilinir.

El yazmalarının karşılaştırılıp kopyalama hatalarının belirlenmesi (recensio) adımından çok daha tartışmalı olan süreç ise, bu hataların düzeltilmesi (emendatio ya da coniectura) aşamasıdır. Basit yazım hatalarının düzeltilmesi genellikle itirazla karşılanmaz. Ancak her düzeltme bu kadar açık değildir; bazı okuma ve düzeltme önerileri çok daha tartışmalıdır ve araştırmacılar arasında ortak bir görüş birliği oluşmayabilir.

Örneğin Ovidius’un Amores 2.4.11–12 dizeleri neredeyse bütün el yazmalarında şu şekildedir:

“Eğer bir kadın iffetli gözlerini bana indirmişse
yanarım; onun o mahcupluğu bana bir tuzak olur”

sive aliqua est oculos in me deiecta modestos
uror et insidiae sunt pudor ille meae

Ancak bu okumada anlam açısından tuhaflıklar vardır. Öncelikle indirmek (deicere) fiili oldukça yersiz durmaktadır. Ayrıca Romalıların anlayışına göre iffetli bir kadının gözlerini yabancı bir erkeğe “indirmesi” tuhaf bir durumdur. Bu zorluğu aşmak için bazı araştırmacılar in me (bana) yerine in se (kendine) düzeltmesini önermiştir. Böylece iffet ikilemi çözülse de “kadının kendi gözlerini kendine indirmesi” anlamsal olarak zayıf ve yapay durmaktadır.

Bu noktada bazı editörler daha radikal bir çözüm önermiştir: in me/se yerine humum (yere) sözcüğü. Böylece dize şu anlama gelir:

“Eğer bir kadın iffetli gözlerini yere indirmişse
yanarım; onun o mahcupluğu bana bir tuzak olur”

Üstelik bu kullanım, yine Ovidius’un başka bir eseri Amores’te3 de karşımıza çıkar. Bu düzeltmeyle dizeler hem anlam hem de zariflik bakımından mükemmel hale gelir.

Ancak sorun sanırım ortada: çoğu el yazmasında bulunan me sözcüğünü seçmek ya da harf hatası olduğunu düşünerek bunu se sözcüğüne dönüştürmek varken, onlarla hiçbir ilişkisi olmayan bambaşka bir sözcük (humum) önerilmektedir. Elimizde kesin bir kanıt olmadığı için böyle bir düzeltmeyi kabul edip etmemek tamamen okuyucuya kalmış. Tarrant’ın dediği gibi “metin eleştirisi kesin kanıtlar ya da ispatlarla değil, olasılıklar ve ikna ile çalışır.” Roger Dawe, 1890-1960 yılları arasında editörlerin Aeschylus’un metinlerine 20.000 civarı düzeltme önerdiğini aktarmaktadır. Peki bunlardan kaç tanesi doğru olabilir? Dawe’ın cevabı: yaklaşık %0.1 — yani sadece 20 tanesi.

Yukarıdaki örnekle birlikte metin eleştirisinin yanında yavaşça edebi eleştiri sularına girmeye de başladık. Edebi eleştiri, en basit tanımıyla, bir metnin içeriğinden yola çıkarak onda bir hata olup olmadığını araştırmaktır. Ancak tahmin edileceği gibi, bu yöntem metin eleştirisinden çok daha öznel ve dolayısıyla çok daha tartışmalıdır. Şimdi bu durumu çok iyi yansıtan bir örneğe geçelim. Vergilius’un Aeneis adlı eserinde, 6.817–18 dizelerinde şu ifadeler yer alır:

“Görmek ister misin Tarquinius krallarını ve kibirli ruhunu
intikamcı Brutus’un ve geri alınan çubuk demetini?”

vis et Tarquinios reges animamque superbam
ultoris Bruti fascesque videre receptos?

Bu dizeler, Geç Antik Çağ’da yaşamış Servius ve Donatus’tan itibaren uzun süredir tartışılmaktadır. Tartışmanın nedeni, animam superbam (kibirli ruh) ifadesinin lakabı superbus (kibirli) olmasına rağmen Kral Tarquinius’u değil Roma Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Brutus’u nitelemesidir.

Burada herhangi bir el yazması farklılığı bulunmamaktadır. Ancak Vergilius’un L. Iunius Brutus’u kibirli olarak tanımlaması okuyucuları şaşırtmıştır. Brutus’un Roma için bir kahraman olduğu, dolayısıyla Vergilius’un onu bu şekilde eleştirmeyeceği öne sürülmüş ve bu “anlamsızlığı” gidermek amacıyla yüzyıllar boyunca farklı düzeltmeler önerilmiştir. Örneğin Peerlkamp, dizeleri şöyle değiştirmeyi önermiştir:

“kibirli ruhludan (yani Kral Tarquinius’tan) intikam alan Brutus”

animaeque superbae ultorem Brutum

Öte yandan bu dizelerden şüphe duymaya gerek olmadığını savunan araştırmacılar da vardır. Onlara göre Brutus’un genç yaştaki iki oğlunu idam ettirmiş olması göz önüne alındığında, belki de Vergilius bu dizelerle onun başka bir yönüne dikkat çekmek istemiştir. Bu tartışma, sadece anlamın değil, okurun ve editörün ideolojik beklentilerinin de metne nasıl yansıyabileceğini göstermesi açısından son derece öğreticidir.

Metindeki bozulmanın bir başka türü ise, ironik bir şekilde, metni düzeltmeye çalışan kopyacıların müdahaleleriyle ortaya çıkabilir. Örneğin Ortaçağ’da bir kopyacı, Gellius örneğinde gördüğümüz gibi hatalı olduğunu düşündüğü bir cümleyi “düzeltebilir.” Daha da vahimi, başka bir kopyacı hoşuna gitmeyen bir dizeyi yok sayarak kopyalamamış ya da dizelerin arasına kendi yazdığı bir dizeyi sıkıştırıvermiş olabilir (interpolatio). Rudolph Merkel, Teubner yayınevinden çıkan Ovidius’un Metameorphoses edisyonunda 250 dizenin metne sonradan eklendiğini öne sürmüştür. Buna karşılık Ehwald, 1915 Teubner edisyonunda bu dizelerden yalnızca birinin şüpheli olduğunu belirtmiştir.

Kopyacıların müdahaleleri metne birşeyler ekleyip çıkartmakla sınırlı değildir. Bazı editörvari kopyacılar iki farklı el yazmasını karşılaştırıp birleştirmiş ve böylece melez bir metin oluşturmuş (contaminatio) ya da dizelerin sırasını değiştirerek anlamı “düzeltmeye” çalışmış olabilir (transpositio). Metne yapılan müdahaleler elbette yalnızca kopyacılarla sınırlı değildir. Örneğin, 13. yüzyıla ait bir el yazmasının 15. yüzyılda yaşamış bir sahibi, metindeki bir sözcüğün yanlış yazıldığını düşünerek üzerini çizmiş ve kenarına “doğrusunu” not düşmüş olabilir.

Kritik Edisyon Nedir? Apparatus Criticus Nasıl Okunur?

Edebi eserler, klasik medeniyetleri anlamada son derece değerli kaynaklardır. Ancak yukarıda da görüldüğü gibi, bu metinlerin bize ulaşan halleri çeşitli müdahaleler ve kopyalama hataları içerdiğinden, güvenilirlikleri zaman zaman sorgulanabilir. Oysa Antik Çağ tarihi hakkındaki bilgimizin önemli bir kısmı tam da bu metinlere dayanmaktadır. Bu nedenle eserlerin yazarına en yakın biçimde yeniden kurulması büyük önem taşır.

19. yüzyılda bu alana yoğunlaşan çalışmalar sayesinde, Klasik Dönem Çalışmaları giderek daha bilimsel bir niteliğe kavuşmuştur. Bu çabanın en somut ürünü ise kritik edisyonlardır. Kritik edisyon, bir metnin bilinen tüm el yazmalarının sistemli biçimde karşılaştırılıp değerlendirilmesiyle oluşturulur. Kritik edisyonlarda sayfanın üst kısmında editörün oluşturduğu ana metin, alt kısmında ise apparatus criticus yer alır. Apparatus, farklı el yazmalarında görülen okuma farklarını, önerilen düzeltmeleri, el yazması hatalarını ve editörün tercihlerini sistematik biçimde gösterir. Böylece araştırmacı yalnızca metni değil, bu metnin hangi kaynaklar, tercih ve tartışmalar temelinde oluşturulduğunu da görebilir. Bu da filolojik, tarihsel ve edebi yorumların çok daha sağlam bir temele dayanmasını sağlar.

Bu işi profesyonel düzeyde yürüten, ancak küçük yöntemsel farklılıklar gösteren çeşitli yayınevleri bulunmaktadır. Bunlar arasında en bilinenleri Teubner (Bibliotheca Scriptorum Graecorum et Romanorum Teubneriana) ve Oxford Classical Texts (OCT) dizileridir. Kritik basımlar için genellikle oturmuş kurallar takip edilse de, editörün yaklaşımına ve metnin özelliklerine göre bazı farklılıklar görülebilir.

Şimdi bir örnek üzerinden kritik edisyona göz atalım. Kullanacağım kitap Maslowski’nin editörlüğünü yaptığı Teubner’den 1981 yılında çıkmış, Cicero’nun Oratio Cum Senatui Gratias Agit eseri.

Praefatio ve Sigla Sayfaları

Tablo 2: Praefatio sayfası.

Kritik edisyonların ilk sayfalarında yer alan giriş bölümü (praefatio), genellikle Latince yazılır. Ancak son yıllarda bazı edisyonlarda İngilizce yazılmış girişlere de rastlanmaktadır. Praefatio’da editör, kullandığı el yazmalarını tanıtır, metne yaklaşımını ve tercih ettiği ilkeleri ortaya koyar; varsa özel kullanımlarını belirtir ve önceki çalışmalara da kısaca değinir. Editörler büyük ölçüde yerleşmiş kurallara bağlı kalsa da, metnin niteliğine göre edisyonlarda farklı yöntem ve tercihler izlenebilir. Bu tür tercihler praefatio bölümünde açıklanır.

Tablo 3: Sigla sayfası.

Praefatio bölümünün ardından, kritik edisyonlarda genellikle el yazmalarının listesi yer alır. Bu sayfada, metne kaynaklık eden farklı el yazmaları sıralanır ve her birine siglum adı verilen kısa tanımlayıcı harfler atanır. İncelediğimiz metinde el yazmalarına verilen harfler P, G, E olarak ilerlemekte. Sigla genellikle el yazmasının bulunduğu şehir ya da kütüphane ile ilişkilidir. Örneğin P, 9. yüzyıla ait, 7794 numaralı Paris codexini temsil eder.

Örneğimizde yok ama bazen aynı yerden, örneğin Vaticanus’tan birden çok el yazması çıkabiliyor. Bu gibi durumlarda farklı harfler kullanılabileceği gibi V1, V2 gibi numaralandırma yapılabilir. Bazı editörlerse eski el yazmaları için büyük latin harfi, daha yeni olanı için küçük latin harfi kullanmayı tercih etmektedir.

Bazı durumlarda aynı kütüphanede (örneğin Vatikan) birden fazla el yazması bulunabilir. Bu gibi durumlarda farklı harflerle veya V1, V2 gibi numaralandırmayla sigla oluşturulabilir. Bazı editörler, eski el yazmaları için büyük Latin harfleri, daha yeni olanlar için küçük harfleri tercih eder.

Küçük Yunan harflerinin varsayımsal el yazmaları için kullanıldığını daha önce görmüştük (bkz. Tablo 1). Ancak bu harfler aynı zamanda birbirine benzeyen ya da belirli bir tarihten önceki ve sonraki el yazmalarını gruplamak için de kullanılabilir. Bunlara collective sigla denir. Örneğimizde X ve F haricindeki tüm el yazmaları için ω, birkaç geç dönemli el yazması içinse ς kullanılmıştır.

Bazen aynı el yazmasında birden fazla el tarafından yapılmış yazım veya düzeltme girişimleri bulunabilir. Bu gibi durumlarda, siglum üzerine eklenen sayılar kullanılır. Asıl kopyacının el yazısına prima manus (ilk el) denir ve P¹ şeklinde gösterilir. Aynı el yazması üzerindeki ikinci bir el P², üçüncü bir el ise P³ ile belirtilir. Yazı karakteri, mürekkep rengi gibi özelliklerden yola çıkarak bu ellerin yaklaşık tarihi saptanabilir. Örneğin gotik yazı tipi 13. yüzyıla, hümanist yazı ise 15. yüzyıla işaret eder. Örneğimizde de ikinci el yazısının kopyacıyla aynı döneme ait olduğu, üçüncüsünün ise çok daha geç bir tarihe ait olduğu öğrenilmektedir.

Notae başlığında ise çoğu editör olan araştırmacıların soyadlarının kısaltmaları verilmiş.

Metin Sayfası ve Apparatus Criticus

Tablo 4: Metin Sayfası

Kritik edisyonlarda bir sayfa genellikle dört ana bölümden oluşur. Yukarıda yer alan Tablo 4, Aulus Gellius’un Noctes Atticae adlı eserinin, 1968 yılında Oxford Classical Texts serisinde yayımlanan ve editörlüğünü P. K. Marshall’ın yaptığı edisyonunun 164. sayfasıdır. Daha sade bir yapıya sahip olduğu için, yukarıda praefatio ve sigla bölümünü incelediğimiz Cicero edisyonu yerine bu sayfayı tercih ettim.

Sayfayı yukarıdan aşağıya doğru incelediğimizde sırasıyla şu bölümler dikkat çeker:

Ana metin: Sayfanın üst kısmında yer alan bu bölüm, editör tarafından oluşturulmuş Latince metni içerir. Metinde yer alan özel işaretleri ve editoryal tercihleri apparatus bölümünde tartışacağız.

Satır numaraları: Sayfanın sağında ve solunda olmak üzere iki farklı numaralandırma bulunmakta. Sayfanın sol kenarında yer alan ve aşağı doğru devam eden numaralar (1), eserin genel satır dizilimini gösterir. Sol üst köşede yer alan “IV.i” ibaresi ise kitabın kaçıncı bölümünde bulunulduğuna işaret eder. Bu sistem sayesinde örneğin, sol kenarda “14” ile numaralanmış olan Scire, inquit ridens iam… satırına atıfta bulunmak için Gell. NA IV.1.14 yazmak yeterlidir. Böylece başka bir araştırmacı bahsedilen pasajın Aulus Gellius’un (Gell.) Noctes Atticae (NA) eserinin 4. kitabının 1. bölümünün 14. satırı olduğunu anlayarak burayı kolayca bulur. Antik metinlerin kısaltma listesi için bkz: https://oxfordre.com/classics/page/3993

Sayfanın sağ kenarında yer alan ve “2” olarak numaralandırdığım ikinci sütundaki sayılar ise yalnızca bu sayfaya ait satır numaralarını gösterir. Bunlar, apparatustaki notların hangi satıra ait olduğunu tespit etmeye yarar. Her satır numaralandırılmamıştır; genellikle 5 satırda bir numara verilir. Ancak örneğin “3” numarası görünmese bile, “5”in iki satır yukarısındaki satırın üçüncü satır olduğunu anlayabiliriz.

Klasik dipnotlar: Ana metnin hemen altında yer alan bu bölümde (3), metin eleştirisinden bağımsız açıklayıcı notlar yer alır. Bunlar genellikle edebi ya da tarihî referanslara işaret eder. Örneğin 15. satırın altındaki Aen. I. 703 ifadesi, Gellius’un “quid Vergilius” dediği yerde, bu sözün Vergilius’un Aeneis adlı eserinin 1. kitabının 703. dizesinde geçtiğini belirtir.

Apparatus Criticus: Sayfanın en altında, yatay bir çizgiyle ayrılmış alanda yer alan bu bölüm (4), ilk bakışta oldukça karmaşık ve anlaşılmaz görünse de aslında oldukça sistemli biçimde yazılmıştır. Apparatus, farklı el yazmaları, okuma farkları ve editoryal müdahaleleri düzenli olarak sunan kısa notlardan oluşur. Bu sistemin temelini kavradığınızda apparatusu okumak düşündüğünüzden çok daha kolay hale gelir.

Latince, az sözcükle çok anlam aktarabilen yapısı sayesinde apparatus için son derece elverişlidir. Bu nedenle praefatio’nun aksine, apparatus kısmının İngilizce yazıldığına bugüne kadar hiç rastlamadım. Uzun süredir yerleşmiş olan apparatusu Latince yazma geleneği de göz önünde bulundurulduğunda, apparatusun dilinin yakın gelecekte değişmesi pek olası görünmemektedir.

Şimdi apparatus’taki bazı farklı girdilere birlikte bakalım:

3 dicere VPR: discere A
3. satırda yer alan dicere sözcüğü, V, P ve R el yazmalarında bu şekilde geçerken, A el yazmasında discere olarak yazılmıştır. Editör, VPR el yazmalarını (geleneğini) tercih ederek metne dicere şeklinde almıştır.

4 tum V: tu P :om. R
4. satırdaki tum profecto mihi ifadesinde, V el yazmasında tum, P’de tu yazılıdır. Ardından gelen “om.” kısaltması omisit (atladı, yoksaydı) anlamındadır (bkz. Kısaltmalar). Yani R el yazmasında bu sözcüklerden ikisi de bulunmamakta.

22 posculentum VR: postulentum P¹: potulentum P²
22. satırda posculentum sözcüğü V ve R el yazmalarında yer almaktadır. Ancak P el yazmasında iki farklı el tarafından yazılmış iki farklı biçim vardır. P¹ (asıl kopyacı, prima manus) postulentum yazmış, daha sonra başka bir el (P²) bunu potulentum olarak düzeltmiştir.

24 add. Hertz.
Metnin 24. satırında açılı parantez içinde <aut familiae> ifadesi yer alır. Açılı parantez, el yazmalarında bulunmayan fakat editör tarafından metne eklenen sözcükleri göstermek için kullanılır. Apparatus girdisinde yer alan add. kısaltması addidit (ekledi) anlamındadır ve bu eklemenin ilk olarak Hertz (1883–1885) tarafından önerildiğini bildirir. İncelediğimiz edisyonun editörü Marshall, bu öneriyi benimseyerek metne dahil etmiş; ancak önerinin kendisine ait olmadığını belirtmek üzere apparatusa bu girdiyi eklemiştir. Genel uygulamada coniectura, ilk kez öneren editörün ismiyle anılır. Yeri gelmişken, bazı editör isimleri Latinceleştirilerek verilir: Bentley yerine Bentleius gibi.


eos VPR: eum Carrio.
Yine 24. satırda, V, P ve R el yazmalarında eos sözcüğü bulunurken, editör L. Carrio 1585 tarihli edisyonunda bu sözcüğün eum olması gerektiğini savunmuştur. Ancak Marshall, bu öneriyi kabul etmeyerek geleneksel okuma olan eos biçimini metnine almıştır.

2 lac. stat. Mommsen.
Görünüşe göre onca sayfa arasından baskı hatası olanı bulmuşum. Sayfada bu satır yanlışlıkla 2 olarak numaralandırılmış. Bu nedenle apparatus’ta geçen “2” ifadesini 25 olarak kabul etmeliyiz. lac. stat. kısaltması lacuna statuit: boşluk saptandı anlamındadır. Boşluğu saptayanın ise ünlü tarihçi ve filolog Theodor Mommsen olduğunu öğreniyoruz. Eğer metnin 25. satırına bakarsak üç asteriscus (***) ile gösterilen yer boşluk olduğu düşünülen bölümdür.

Böylece bu sayfada apparatus criticusta karşılaşabileceğimiz üç temel unsuru görmüş olduk: el yazmaları arasındaki okuma farkları, el yazmalarına yapılmış müdahaleler ve editoryal ekleme ya da düzeltmeler. Ancak unutulmamalı ki, burada özellikle sade bir apparatus seçtim. Çok daha karmaşık örneklerle karşılaşmanız mümkün. Yine de apparatusun temel işleyişini gösterebildiğimi umuyorum. Yazının devamındaki kısaltmalar listesinden yararlanarak tüm açıklamaların ne anlama geldiğini çözebilirsiniz.

KISALTMALAR VE TERİMLER

Apparatus’ta bazı özel durumlar için editör uzun açıklamalara başvurabilir; ancak bu bölümü bir commentarium hâline getirmek genellikle hoş karşılanmaz. Bu nedenle metni mümkün olduğunca kısa tutmak amacıyla pek çok kısaltma kullanılır.

Basılı metinlerde kısaltmalar listesi için alfabetik sıra vazgeçilmez olsa da dijital ortamda ctrl+f sayesinde buna bağlı kalmak zorunda değiliz. Ben de bu sayede kısaltmaları anlam ve kullanım ilişkilerine göre başlıklar altında gruplayabildim. Böylece benzer anlam taşıyan ya da birlikte kullanılan kısaltmaların art arda gelmesi, kullanıcı açısından işlevsellik kazandırıyor. Bazı kısaltmalar birden fazla başlıkta yer alabilirdi; ancak en çok kullanıldıkları kategoriye göre sınıflandırıldılar.

Çift sessiz harfler (örneğin MS: manuscript, MSS: manuscripts) çoğul anlamı verir. Ayrıca Latince’de u ve v harfleri aynı harfi temsil ettiğinden, karışıklığı önlemek adına ben daima v harfini kullandım.

Metinde Görülen Notasyonlar

[] silinmiş harfler veya sözcükler
< > eklenmiş harfler veya sözcükler
† † (obelus) bozulma olduğu düşünülen sözcükler
/// silinti
*** (asteriscus) boşluk

Genel Kısaltmalar ve Terimler

(Metne doğrudan müdahale içermeyen, yönlendirici terimlerdir.)

  • ed., edd. = editor, editores: editör(ler)
  • ed., pr. = editio princeps: ilk baskı
  • v., vv. = versus: dize(ler) ya da dize numarası (örn. Aen. I.703)
  • h.v. = hunc versum: bu dize
  • v., vd. = vide: bakınız
  • cf. = confer: karşılaştır
  • al. = alii / alibi: diğerleri / başka yerde
  • ad = -de, -da / üzerinde
  • ap. = apud: -de, -da (bir yazarın eserinde, yanında vs.)
  • e, ex = -den, -dan / -e dayanarak
  • pro = yerine
  • inf. = infra / inferior: aşağıda / daha sonra
  • sup. = supra: yukarıda
  • ante = önce
  • prius, prior = önceki
  • alterum = sonraki
  • ca. = circa: yaklaşık olarak
  • fere = neredeyse, genel olarak
  • fort., fors. = fortasse / forsan: belki
  • vid., ut vid. = ut videtur: göründüğü kadarıyla
  • inc., incert. = incertum: belirsiz
  • dub. = dubitanter / dubius: şüpheli, emin olunmayan
  • recte = rightly
  • sc., scil. = scilicet: kuşkusuz
  • n. l. = non liquet: açık değil, net değil
  • nonnulli = nonnulli: bazıları (genellikle nonnulli editores yani “bazı editörler”)
  • vel = veya
  • pler. = plerum: çoğu (editörler ya da el yazmaları)
  • plur., pll. = plures: birçok (editör ya da el yazmaları)
  • sim. = similia: benzer (sözcükler)
  • vel sim. = vel simile: veya benzeri (sözcükler, okumalar ya da düzeltmeler)
  • numeri = ölçü düzeni (vezin yapısı)
  • loc. = locum / locus = bir eserdeki yer
  • ll., litt. = litterae = harfler
  • s.v. = sub voce = ilgili sözcük başlığında (sözlük veya dizin maddesinde)
  • signum interrogandi / interrogationis = soru işareti

El yazması, Okuma ve Konum

(El yazmalarıyla ilgili fiziksel/filolojik terimler, varyant okumalar ve paleografik müdahaleler.)

  • autograph: yazarın kendi eliyle yazdığı, kayıp orijinal metin
  • exemplar: kopyalamada kaynak olarak kullanılan el yazması
  • archetype: tüm mevcut kopyaların türediği varsayımsal ilk örnek
  • hyparchetype: bazı alt grupların ortak atası olan varsayımsal el yazması
  • apograph: belirli bir el yazmasının kopyası
  • traditio = gelenek: metnin el yazmaları yoluyla bize aktarılmış hali
  • MS, MSS = manuscript(s): el yazması, el yazmaları
  • siglum, sigla = el yazmalarına atanan işaretler (P, V, G, ω, φ, vs.)
  • cod., codd., cet., cett. = codex, codices / ceterus, ceteri: el yazmaları / diğerleri (diğer tüm el yazmaları anlamında)
  • vett. = veteres: eski dönem yazmaları
  • recc. = recentiores: geç dönem yazmaları
  • dett. = deteriores: düşük nitelikli el yazmaları (geç dönem el yazmaları için kullanılan aşağılayıcı ifade)
  • ς = genellikle geç dönem el yazmaları için kullanılan işaret
  • rell. = reliqui: geriye kalan el yazmaları
  • ω = genellikle bütün el yazmaları için kullanılan işaret
  • m. = manus = el (yazıcının el yazısı)
  • m.p. = manus prima = ilk el (asıl yazıcının el yazısı. el yazmasının siglumu ve superscript 1 ile de gösterilir örn V1. Eğer aynı metnin ilk yarısını bir el ikinci yarısını başka bir el yazmışsa subscript ile gösterilebilir örn V1 V2)
  • m.r. = manus recentior = daha yeni el (asıl yazıcıdan başka bir el yazısı. el yazmasının siglumu ve superscript 2, 3… ile de gösterilir örn V2, V3 vs.)
  • lect. = lectio: okuma (el yazmasındaki sözcük ya da ifade biçimi)
  • variant reading: aynı yer için farklı el yazmalarında geçen farklı okumalar
  • error: kopyalama sırasında yapılan yanlışlık
  • corruptio: bozulmuş, anlaşılmaz, hatalı ya da eksik metin
  • interpolatio: metne sonradan giren eklemeler
  • add. = addidit: ekledi (genellikle yazıcı ya da başka bir el)
  • corr. = correxit: düzeltti (yazıcı ya da editör)
  • om. = omisit / omiserunt: atladı, yoksaydı
  • def. = deficit: eksik (örnek: ut def. V. = V el yazması ut sözcüğünü içermiyor)
  • deest, desunt = eksik
  • inscr. = inscriptum / inscriptio: yazılmış / başlık veya sonradan yazılmış kısım
  • i.t. = in textu: metnin içinde (doğrudan ana metin içinde yer alır)
  • non leg. = non legitur / leguntur: okunamıyor
  • fr. = fragmentum: fragmanlı
  • lac. = lacuna: metindeki boşluk
  • l. = linea: satır
  • s.l., ss., sscr., suprascr. = supra lineam / scriptum: satır üstünde / üzerine yazılmış
  • subscr. = subscriptum: satır altında
  • interl. = inter lineas = satırlar arasında
  • mg, marg. = margen: kenar
  • i.m. = in margine: kenarda
  • ras. = rasura = silinti
  • in ras., i.r. = in rasura: silintinin üzerine
  • p.r. = post rasuram: silintiden sonra
  • a.r. = ante rasuram: silintiden önce
  • lit. = litura: mürekkep kalıntısı

Editoryal Müdahale ve Tartışma

(Editörlerin önerdiği düzeltmeler ve metne, varyantlara veya editoryal müdahalelere dair yorumları)

  • coniectura / emendatio: El yazmalarında bulunmayan, editörün önerdiği düzeltme. (metinde bir sorun olduğu ama ikna edici bir çözümün bulunamadığı durumlarda diagnostic conjecture sözcüğü kullanılmaktadır.
  • coni., conj., ci = coniecit: önerdi (tahmini düzeltme yaptı)
  • scripsi = yazdım (yani bu okuma bana ait bir öneridir)
  • correctio: yanlış bir okumanın düzeltilmesi
  • cor. = correxit: düzeltti
  • em., emend. = emendavit: düzeltti
  • suppletio = Eksik yeri metne dayalı olarak tamamlamaya yönelik öneri
  • suppl. = supplevit: tamamladı (metne ekleme yaptı)
  • deletio: metnin bir kısmının çıkarılması.
  • del. = delevit: sildi
  • exp. = expunxit: sildi
  • secl. = seclusit: köşeli paranteze aldı (metne ait olmadığını düşündü)
  • eiecit = attı (metinden çıkardı)
  • damnatio: bir pasajın sonradan ekleme olduğunun düşünülmesi
  • damn. = damnavit: mahkum etti (sonradan eklendiğine karar verdi)
  • abiud. = abiudicavit: aleyhinde hüküm verdi ( sonradan eklendiğine karar verdi)
  • ins. = inseruit: ekledi
  • transp., transt., trai. = transposuit / transtulit / traiecit: yer değiştirdi (örn 6. dizeyi 9. dizenin önüne taşıdı)
  • cont. = continuavit: devam ettiğini düşündü (örn Socrates 4. satıra kadar konuşmaya devam etti, yani konuşan kişi değişmedi)
  • interpunxit = noktalama işareti koydu (leviter = hafif: virgül vs., graviter = ağır: nokta, iki nokta vs.)
  • dist. = distinxit: ayırdı (noktalama işareti koydu)
  • stat. = statuit: belirledi (genellikle lacuna ile kullanılır)
  • indic. = indicavit: işaret etti (genellikle lacuna ile)
  • addub. = addubitavit = şüphelendi
  • susp. = suspicatus est: şüphelendi
  • prob. = probavit: onayladı (bir öneriyi veya okuma biçimini)
  • cens. = censuit: kanaat getirdi
  • temptavit = denedi
  • malim = benim tercihim
  • possis = belki tercih edilebilir
  • pot. qu. = potius quam: şundan ziyade bu (tercih önerisi)
  • an, anne = acaba? (kararsız bir öneri sunarken kullanılır)
  • praeeunte = öncülüğünde (genellikle editör ile kullanılır)
  • iam = zaten (önceden yapılmış bir öneriye referansla kullanılır)
  • alii alia (coniecerunt) → diğerleri başka türlü önerdi (adı verilmemiş diğer önerilere gönderme)
  1. Gell. NA. 1.21. ↩︎
  2. Verg. G. 246-7. ↩︎
  3. Ov. Am. 3.6.67 ↩︎


INVESTIGABILIS sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

Quote of the week

cum Marius aspiciens Carthaginem, illa intuens Marium, alter alteri possent esse solacio. (Vell. Pat. 2.19.4)

Marius, as he gazed upon Carthage, and Carthage as she beheld Marius, might well have offered consolation the one to the other.

~Velleius Paterculus

Designed with WordPress

INVESTIGABILIS sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin